Google İçin Mi Kullanıcı İçin Mi Optimizasyon İşte Bütün Mesele Bu!

Websitesi Kim İçin Optimize Edilmeli?

Son aylarda belki de çoğu websitesi sahibinin, eticaret yöneticisinin veya SEO uzmanının maruz kaldığı ikilemlerden birisi bu. Websitemi ve içeriğimi sadece Google için mi yoksa kullanıcılar için mi dizayn ve optimize etmeliyim?

Cevap aslında çok zor değil, ikilemde kalmaya pek de gerek yok. Google, zaten ara ara yaptığı ufak duyurularla olsun, geçen yıl start alan ‘mobilgeddon ’ ile olsun, sayfa hızını önemli bir algoritma haline getirmesinden tutun Search Console’da sunduğu mobil usability raporu veya sürekli daha iyi içerik sunmaya yönelik çıkardığı Panda güncellemelerine kadar yaptığı geliştirmeler ile UX (kullanıcı deneyimi) nin kendisi için ne kadar önemli olduğunu bize anlatmaya çalışıyor.

Google’ın özetle söylediği, ¨websitenizi benim için değil kullanıcı için optimize edin¨. Bkz. Webmaster Guidelines.

Fakat tabii ki SEO’yu tamamen geri planda bırakmadan her ikisini de doğru şekilde uygulamaktır esas olan. Bunu layıkıyla yapmak özenli bir çalışma ile gayet mümkün görünüyor.

Önde gelen bilgi mimarisi ve kullanıcı deneyimi uzmanlarından Peter Morville’e göre başarılı bir UX çalışmasının ana ilkeleri; kullanılabilir, çekici, faydalı, değerli, bulunabilir, güvenilir ve erişilebilir olmalı. Bu ilkelerin hepsi aynı zamanda Google için de önemli birer parametre.

SEO’yu da Olumlu Etkileyen UX Çalışmaları

Kaliteli Eşsiz İçerik: ‘Content is the King’ klişesi ile konuya kaliteli, eşsiz, bilgilendirici içeriğin önemi ile başlıyoruz. Dijital medyayı yakından takip edenler kaliteli içeriğin önemini ve faydalarını çok iyi bilir. Potansiyel müşterilere ulaşmada ve onları markaya, websitesine, ürünlere sadık birer kullanıcı haline getirmek konusunda iyi ve eşsiz (unique) içeriğin rolünün çoğu pazarlama uzmanı farkında. İster sosyal medya, ister arama motorundan veya herhangi başka bir kaynaktan websitesine ulaşan ziyaretçi karşısına çıkan içeriği sevdiği durumda o sitenin daimi bir kullanıcısı haline gelebilir.

Google’ın da birincil amaçlarından birisinin arama yapan kullanıcısına en doğru ve aradığı şeyi en fazla karşılayacak sonuçları göstermek olduğunu düşündüğümüzde, kaliteli içeriğin önemi katbekat artıyor. Bu durumda da düzgün şekilde yazılmış, eşsiz ve bilgilendirici içeriklerin ilgili aramalarda Google’da üst sıralarda yer alarak tıklanma olasılığı yükseliyor. Üstelik bu içerik belli başlı SEO kurallarına uyumlu olarak yazılmışsa, organik bulunabilirliği çok daha fazla olacak, tadından yenmeyecektir. Ana başlıkta önemli kelime(ler)imizin geçmesi, mümkünse ara başlıklar ekleyip yine kelime(ler)imizi burada da geçirmek, metnin kendisinde de bu kelimeleri aşırıya kaçmadan (‘keyword stuffing’ yapmadan) kullanmak, içeriğe uygun açıklayıcı ve anlamlı bir meta description girmek, etiketleme sistemi kullanarak içeriği benzer konulu içerikler ile gruplamak vb. Işlemler bu temel SEO kurallarından bazılarıdır.

Anlaşılır, Hızlı Bir Navigasyon ve Sayfa Kalitesi: Websitesinin sade ve anlaşılabilir şekilde kategorize edilmiş olması hem kullanıcıların sayfalar arasında kaybolmadan dolaşması hem de arama motorlarının sitenin yapısını daha kolay anlamaları ve indekslemeleri için gereklidir.

Sade bir menü yapısı, breadcrumbs kullanımı, sayfalarda ilgili diğer sayfalara link verilmesi (iç linkleme) gibi uygulamalar ziyaretçilere daha fazla sayfa gezdirmekte, aradıkları içeriklere veya ürünlere daha rahat ve hızlıca ulaşmalarını sağlamada kritik rol oynayan tekniklerdir.

Teknik optimizasyon tarafında ise Robots.txt ve Sitemap.xml gibi arama motoru iletişimini sağlayacak SEO bileşenlerinin olması yine kolay ve hızlı indekslenme ve navigasyonda önemli yer tutar.

Burada açılış sayfası kalitesinden bahsetmeden geçmek olmaz. İlk izlenim her zaman önemlidir. Google da gerek organik gerekse reklam (adwords) algoritmalarında sayfa ‘kalite skoru’na oldukça önem veriyor. 2012 yılında hayata geçen Page Layout Algorithm güncellmesi ile Google sayfaların üst kısmında çok fazla reklam göstererek içeriği boğan sitelerin SEO skorunu düşürerek sıralamalarda geride kalmalarını sağlamaya başladı. Aynı zamanda Adwords’te verilen reklamların kullanıcıları yönlendirdiği açılış sayfaları için de ‘Açılış Sayfası Deneyimi’ parametresini önemli bir Reklam Sıralaması (Ad Rank) ölçütü olarak hayata geçirdi.

Yani kullanıcı deneyimi reklam kampanyalarında da kritik roller oynamaktadır. Her zaman parayı veren düdüğü çalamıyor maalesef.

Erişilebilrilik ve Kullanılabilirlik: 2015 yılında yaklaşık 1.8 Milyar olan akıllı telefon kullanımının 2019 yılında 2.7 Milyar’lara ulaşacağı tahmin ediliyor.

http://www.statista.com

Ayrıca, mobil cihazlardan websitelerine gelen trafiğin 2015 yılı başında masaüstü cihazlardan gelen trafiği yakaladığı hatta geçtiği de aşikar. 2016’da da bu makasın giderek açıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

http://www.smartinsights.com

Hal böyle olunca da online platformaların tüm işletim sistemleri, cihaz tipleri, browserlar, ekran büyüklükleri ve çözünürlükleri için aynı derecede erişilebilir ve kullanılabilir olmaları elzem olmuştur. Diğer bir deyişle son yıllarda çokça duyduğumuz ve okuduğumuz üzere ‘responsive’ tasarım anlayışı tüm siteler için izlenen yol olmalıdır. Hala responsive bir siteniz yoksa süratle buna yatırım yapmanızda yarar var. Google’ın mobile usability raporlarını çıkartması ve geliştirmesi boşuna değil!

Aynı şekilde Page Speed Insights adında bir analiz aracı sunması da boşuna değil! Başlıca olarak mobil cihazlarda olmak üzere masaüstü cihazlarda da biz internet kullanıcılarının aradığı en önemli özelliklerde birisi ‘HIZ’. Bilgisayar işlemcimiz hızlı olsun, internet hızımız yüksek olsun, Google bize eş zamanlı sonuç versin ve tabii tıkladığımız siteler çabucak yüklensin. İnsanoğlunun bu arsız isteklerini göz önüne alırsak, yavaş açılan sitelerin karşılaşabileceği sonuçlar siteden hemen çıkılması (bounce rate artışı), sitede geçirilen ortalama zamanın düşmesi ve daha az sayfa görüntüleme sayısına ulaşılması olacaktır. Tüm bu olumsuz sayılar da hem kullanıcıların hem de Google’ın siteye eksi puan vermesine yol açacaktır. Dolayısıyla sitenin SEO skoru da olumsuz etkilenecektir. Demek ki neymiş! Bounce rate, sayfada kalma süresi, ziyaret başına görüntülenen sayfa sayısı vb. kullanıcı istatistikleri Google için de önemliymiş.

Sonuç: SEO ve Kullanıcı Deneyimi Çalışması Beraber İlerlemeli

Tüm bu gerçeklerden çıkarılacak sonuç, SEO ile kullanıcı deneyiminin pekala beraber ilerleyebileceği dahası ‘ilerlemesi gerektiği’ olmalıdır. Son derece güzel dizayn edilmiş, kullanıcılara harika bir deneyim yaşatmak üzere kurulmuş bir site kendisine ulaşacak ziyaretçiler bulamazsa, bu harika kullanıcı deneyiminin tadını kim çıkaracak? Veya tam tersi, gayet iyi optimize edilmiş, yüksek derecede SEO dostu olan ancak kullanıcısına aradığı şeyi sunamayan, onu sayfalar arasında kaybeden, hızlıca sonuca ulaştıramayan bir websitesi, sahibine ne kadar yarar sağlayacak? UX ve SEO’yu en iyi şekilde uygulayan websiteleri hem daha çok kullanıcıya ulaşmada hem de onlardan dönüşüm sağlamada çok daha başarılı oluyor. Bu durumda UX bilen SEO uzmanlarının veya SEO bilen UX uzmanlarının kıymet-i harbiyesi de artıyor.